Türkiye’nin de aralarında bulunduğu sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’te İsrail’in neden olduğu gerilimi kınayan ortak bir bildiri yayımladı. Bakanlar, aşırılıkçı İsrailli bakanların öncülüğündeki yerleşimci baskınları, İsrail bayrağı açılması ve güvenlik güçlerinin koruması altındaki tahrik edici eylemleri ele aldı. Bu adımların uluslararası hukuku ve Doğu Kudüs’teki kutsal mekanların tarihi statükosunu ihlal ettiği vurgulandı.
Dışişleri bakanları, İsrailli aşırılıkçı bakanların ve grupların gerçekleştirdiği yasa dışı tahrikleri, baskın çağrılarını ve şiddet eylemlerini de güçlü biçimde kınadı. Bakanlar, bu provokatif eylemlerin nefret ve aşırılıkçılığı körüklediği, iki devletli çözüm temelinde adil ve kalıcı barış çabalarını sekteye uğrattığı uyarısında bulundu.
Kudüs Eski Şehri’ne ve buradaki ibadet mekanlarına erişim kısıtlamaları ile diğer ibadet yerlerine yönelik ayrımcı engellerin uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğu belirtildi. Bakanlar, İsrail’in işgal altındaki Kudüs ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığını vurguladı.
Bakanlar, İsrail’in işgal altındaki Doğu Kudüs’ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan sistematik ihlal ve uygulamalarını kınadı. Kudüs’ün ve buradaki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statükosunu değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kesin bir şekilde reddettiklerini yinelediler. Bu çerçevede tarihi Haşimi hamiliğinin özel rolünün korunmasının önemini vurguladılar.
Açıklamada, 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in münhasıran Müslümanlara ait bir ibadet mekanı olduğu tekrar edildi. Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin, buranın idaresi ve girişlerin düzenlenmesi konusunda tek hukuki merci olduğu belirtildi.
Bakanlar, işgalci güç İsrail’i Kudüs Eski Şehri’ne yönelik erişim kısıtlamalarını derhal kaldırmaya ve Müslümanların Mescid-i Aksa’ya erişimini engelleyen uygulamalara son vermeye çağırdı. Ayrıca uluslararası toplumu, İsrail’i kutsal mekanlara yönelik devam eden ihlal ve yasa dışı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemeye davet ettiler.